Aşık Veysel'in "uzun ince bir yol"unu yaşayanlara anlatmak gereksiz; o yolu bilmeyenlerse zaten anlayamaz. Som altın bir yoldur bu ve her kilometretaşında "sanat" yazar: Resim, heykel, müzik, tiyatro, bale.
Çileler ve güzelliklerle nakışlı bu yolun "bale" başlıklı kilometretaşına mühür nakışlamaya 60 yıl önce başladım. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin (kuruluştan geleceğe uzanan) Atatürkçü aydınlığında yerini aldım ve önce bale öğrencisi, sonra bale sanatçısı, sonunda bale öğretmeni olarak "uzun ince yol"a beyin, beden ve yürek adadım.
Yalnız yürünmedi "yol"; öncü ustalarımdan doğan ışıkla yıkandım, arındım, beslendim, sonra aynı ışığı -kutsal bir emaneti devreder gibi- ellerinden tuttuğum çocuklarıma ilettim. Birlikte sürdürdük "bale" adlı onca güzel ama zor uğraşı. "Uzun ince yol"un "bale" taşına nakışladığım mühür, sahne ışıklarıyla bezendi ve açtığımız her perde, attığımız her adım çağdaş evrensel uygarlık tablosunda yerini aldı.
Gönülden gönüle uzanan bir "aşk ışını"dır, Aşık Veysel'in "uzun ince bir yol"u. Ve benim için bu aşk, "bale" adlı yüce sanatın varlığında can buldu.

 
TASARIM SN